3-6 Yaş Zihin Gelişimi

Tarafından   2 Mayıs 2014

Çocukta Kişilik GelişimiBu evrede kızınızın zihin gelişimi sizi âdeta büyüler. Öğrenme kabiliyeti öylesine gelişir ki bu sürate yetişmekte zorlandığınızı hissedebilirsiniz. Ondaki inkişafı gözlemlediğinizde yaşına göre şu farkları görebilirsiniz:

Kızınız 3 yaşındayken yaşını, adını, soyadını; hatta otur-duğu semti bile söyleyebilir. Temel renkleri öğrenmiştir. Fakat dikkat süresi birkaç dakikayı geçmez.

Dördüne geldiğinde ise 1 ila 10 arasındaki rakamları sayabilir. Zaman dilimini anlamaya başlar. Dün, bugün ve yarının ne anlama geldiğini, doğru ve yanlış arasındaki farkı öğrenir.

Beş yaşma geldiğinde, temel renklerin hepsini tanır. Harf ve kelime arasındaki farkı anlar. Sağını, solunu ayırt eder. Zıtları bilir. Alışveriş yaparken ondan yardım isteyebilirsiniz. Ne kadar ödeme yapabileceğinizi söyleyemese de para birimini tanır.

Altı yaşma gelince ise şekil, zaman, renk, sayı gibi kavramları daha iyi anlar. Kaza ile olan davranışlarla maksatlı tutumlar arasındaki farkı çözer. Yüze kadar sayar. Herkesin farklı düşünceleri olabileceğini bilir. En önemlisi de dikkat süresi arttığı için sizi daha iyi dinleyebilir. (On beş dakika kadar sizi sabırla dinleyebilecektir.)

Kızınızın iç dünyasını kim tasarlıyor?

Evinize bir bakın. Mobilyalarınıza, duvarlarınızın rengine kim karar verdi? Tabii ki eşiniz ve siz. Çünkü o evde yaşayan ve o eve sahip olan sizsiniz. Çocuklarınız da size emanet olduğuna göre evinizi nasıl dekore ediyorsanız onların iç dünyalarını da öyle tasarlamaksınız. Bu tasarım beyinde olmalı.

Vücudumuzun en önemli organlarından biri, beyindir. Beyin bedenin işleyişini belirler. Düşüncelerimiz, davranışlarımız, duygularımız, beden hareketlerimiz beynimiz tarafından belirlenir, yönetilir. Hem fizyolojimizi hem de psikolojimizi beynimiz yönlendirir.

İnsanoğlu dünyaya geldiğinde beyni harika şekilde yaratılmıştır. Öğrenmeye.açık, kabiliyetlerle donatılmış biçimde emanet verilir.

Ne yazık ki anne-babalar, beyni yeterince tanımadıkları için farkında olmadan Allahu Teala tarafından bahşedilmiş olan önemli işlevlere zarar verebiliyorlar. Bu iki şekilde oluyor: biri kullanılmayan işlevler zaman içinde yok oluyor; İkincisi anne baba yapmaması gereken davranışlarda bulunuyor ve beynin önemli özellikleri bozuluyor.

Beyne yerleşmiş olan görüntü nasılsa bizim davranışlarımız da ona uygun tarzda gerçekleşmeye başlıyor. Diyelim ki kızınız parkta arkadaşıyla oynuyor. Arkadaşı ondan bir şey istediğinde, hemen beynindeki iletişim kurma programı açılıyor ve bir görüntü canlanıyor. Bu görüntüde, anne, babadan bir şey istiyor. Eğer annenin babayla ilişkisi laubali ise o da arkadaşına öyle davranıyor.

Kısacası tüm davranışlarınız, kızınız tarafından model olarak kullanılmak üzere kaydediliyor. Sakın “bu çocuk kime çekti böyle?” demeyin. Çünkü o sizin yansımanız.

“Nasıl olsa küçük henüz bir şey anlamıyor” diye düşünmeyin. Onun beynini ilmek ilmek dokumalı, planlı, programlı hareket etmelisiniz.

Kızınız bir dâhi olabilir

Beslenme esnasında çocuğun protein, vitamin ve minerallerden dengeli biçimde almasına dikkat edersiniz. Çünkü bilirsiniz ki bu üç unsurun fazlalığı da eksikliği de metabolizmanın işleyişinde sorunlara yol açar.

İşte tıpkı beslenmede olduğu gibi, kızınızın dünyaya ait gerçek görüntüleri, sesleri ve duyguları dengeli bir şekilde almasına dikkat etmeniz gerekir. Görüntü, ses ve duygulardan oluşan ve hafızaya kaydedilen bu zengin içerik, beyin tarafından alınıp kullanılıyor. İdeal olan bunların eşit biçimde kullanılmasıdır.

Bu tarz beyinler “GİD” olarak adlandırılır. Yani “görsel, işitsel, dokunsal özelliklere sahip beyin”. Hem görüntüyü hem sesi hem de duyguyu işleme kapasiteleri olağanüstü çalışan insanlara dahi diyoruz.

Allah (c.c.) hepimize bu üç işlevi gerçekleştirebilecek kapasiteyi vermiştir. Ama çocukluk dönemindeki yetiştirilme tarzımız ve anne babamızın hatalı tutumları, bu üç unsurun olağanüstü şekilde çalışmasını engeller. Bazıları one çıkar, bazıları geride kalır. Mesela sürekli olarak görüntü alan beyin, görüntü işler. Diğer iki unsur zayıf kalır. Böylece zihnin kapasitesi düşer.

Sadece görsel veri varsa

Kızınız devamlı olarak televizyon izlerse onun beyni na- I sil çalışır? Tabii ki sadece görüntü işler. TV karşısındaki bir beyin dış dünyadan veri alma sürecinde bedenden faydala-  namamakta, sadece kulaktan ve gözden yararlanmaktadır. Böyle bir durumda, dokunma duyusu hiç çalışmaz.

Kızınız hiçbir yere dokunmuyor, temas etmiyorsa onun beynine hiçbir his işlenmez, kaydedilmez. Ayrıca beyinle beden arasında kopukluk meydana gelir. Kızınız bedenini iyi kullanamayan; ama hızlı düşünen biri olabilir. Çünkü çocukluktan beri zihnine sürekli görsel veri yüklenmiştir. Bu şekilde bilgi edinenler hızlı düşünürler ve güzel fikirler üretirler. Ancak bedenlerini kullanmadıkları için ürettiklerini, düşündüklerini hayata aktaramazlar. Planlarını gerçekleştirmekte zorlanırlar. Zira beden ile beyin birbirinden kopuktur. Hızlı düşünseler de uygulayamadıkları için yeterince mutlu ve başarılı olamazlar.

Sadece işitsel veri varsa

Yalnız ses işleme yetenekleri gelişen kız çocukları ise yavaş düşünürler, üretken olamazlar. Seçenek üretemezler, daha ziyade eleştirel bakarlar. İyi analiz yaparlar; ama sentez-leyemezler.

Sadece dokunsal veri varsa

Kız çocuklarının beyinlerine yalnız dokunsal olarak veri yüklenmişse bedenlerini çok iyi kullanırlar. El maharetleri çok iyi olur. Çok dirençlidirler. Sıcağa, soğuya, açlığa çok dayanıklıdırlar. Fakat çok verimli düşünemedikleri için ne kadar güçlü olsalar da beden yeteneklerini yeterince değerlendiremezler.

Dengeli “GİD”

Görsel, işitsel ve dokunsal veriler eşit oranda işlenmişse ; kızınız hem hızlı düşünebilir hem yeni fikirler üretebilir hem de ürettiklerini hayata geçirebilir.

Başarılı insanlara bakın, görsel, işitsel ve dokunsal verileri çok iyi işlerler. Hem üretirler hem de düşüncelerini hayata geçirirler. Eğer kızınızın yetişkin olduğunda başarılı ve mutlu olmasını istiyorsanız “GİD” özelliğini iyi geliştirmeniz lazım. “GİD”i dengeli şekilde çalıştırmazsanız beyin, verileri işlemez ve körelir.

Beyin bu üç unsurdan birini daha fazla kullanma eğilimindedir. Diğer ikisi çalıştırılmazsa kabiliyetler zayıflar. Mesela devamlı olarak sağ elimizi kullandığımız için sol elimizin yetenekleri gelişmez.

Bu hayata her yönüyle hazır, hayatın içinde karşılaşabileceği engelleri aşabilecek, sorunlara çözüm üretebilecek, mutluluğa ve başarıya ulaşabilecek kız evlat yetiştirmek istiyorsanız “GİD”i önemseyin ve geliştirin. Bunun içinPsikoNLP yöntemleri size yardımcı olacaktır.

GİD” ve ortamın önemi

Ne yazık ki kız çocukları “GİD” yönünden yeterince beslenmiyor, beslenemiyor. Onlara zengin görsel, işitsel ve dokunsal veriler sağlanmıyor. Özellikle de kent hayatında, apartman daireleri içinde yetişen kız çocukları neyi görüyor, neyi işitiyor, neyi hissediyor?

Kız çocuklarının duygu dünyalarını geliştirmek için toprağa değmelerine, çamuru karıştırmalarına, hayvanları okşamalarına, vücutlarının suyla temas etmesine izin verin. Soğuğu, sıcağı, farklı ortamları; hatta değişik ıkuları koklamalarına olanak sağlayın.

Beyinlerine her gün yeni ve zengin içerik sağlayabilmeniz için farklı şeyler yapın. Çünkü kız çocukları ne kadar farklı ortama girerse o kadar yeni şeylerle karşılaşır ve bunları hafızalarına kaydederler.

Televizyon, görsel ve işitsel olarak -kısmen de olsa- değişik verilerin yüklenmesini sağlar. Fakat faydasından çok zararı olduğu için bu yöntemi tavsiye etmiyoruz. Televizyonda cinsellik ve şiddet içeren o kadar çok sahne var ki çocuklar olumsuz yönde etkileniyorlar. Yapılan bir araştırma bir çocuğun 11 yaşma gelene dek televizyon sayesinde yedi bin cinayete tanık olduğunu ortaya koyuyor.

Beş duyuyla oyun Dokunsal gelişimi desteklemek için:

■ Kızınızın gözlerini kapatın ve bir nesneyi eline verip onu tanımasını isteyin.

■ Meyve ve sebzelerle oynayabilirsiniz. Bir sepete doldurduğunuz portakal, elma, mandalina vb. meyveleri, seçmesini isteyin ve eline aldığı meyvenin adını söylettirin. Kabuklu kuruyemişler bu oyun için idealdir. (Kabuklu fıstık, ceviz ve fındık…)

Görsel gelişim için:

■ Kızınıza aynı renkteki farklı şekillerden oluşan malzemelerle oyun oynatın.

■ Farklı renkte; ama aynı şekildeki oyuncakları ayırt etmesini isteyin.

Koku alma gelişimi için:

Mevsimine göre meyvelerle koku oyunu oynayabilirsiniz. Değişik kokuları koklatıp hangilerinin farklı, hangilerinin aynı olduğu üzerinde konuşun.

Tat alma gelişimi için:

Ekşi, tatlı, tuzlu, acı olan yiyecekleri tattırarak bu tatlar üzerinde konuşun.

işitsel gelişim için:

Bu evrede kızınızın müzikle ilgili bir alt yapı edinmesini sağlayın. İlahiler, ezgiler, şarkılar öğretin.

Beyinde belli bir bölgede müzikle ilgili yer ayrılmıştır. Eğer bu evrede o bölgeye bilgiler kaydederseniz daha sonra müzikle ilgili yetenekleri gelişmiş olur. Sesleri iyi ayırt edebilir, farklı tonları bir araya getirebilir; hatta besteler bile yapabilir.

Beyinde müzikle ilgili alana doğru bilgiler yerleştirmezseniz bu alan rastgele verilerle dolar ve var olan yetenekler ortaya çıkmaz.

Mesela basit müzik aletlerini kullanabilir. Bu hem işitsel hem de dokunsal veri almasını sağlayacaktır.

Dil gelişimi için:

Kız çocuklar, erkek çocuklara göre daha erken konuşmaya başlar ve dil yetenekleri daha gelişkindir. Çünkü kızlar beyinlerinin sol yanını daha fazla kullanırlar.

Kızınız 3 yaşm başlarında, 2-3 kelimeyle anlamlı cümleler kurarak konuşur. Kelime haznesi o evrede dört yüz civarındayken dört yaşla birlikte bine ulaşır. Artık basit ve doğru şekilde konuşabilmektedir.

Beş yaşma geldiğinde ise ortalama iki bin kelime bilir ve yetişkinler gibi her istediğini ifade edebilecek konumdadır. Onun konuşma yeteneğini geliştirmek sizin elinizdedir. Ona yardımcı olabilirsiniz:

■ Kızınızın oyunuyla ilgilenip onun üzerinde sohbet edebilirsiniz. Mesela “Bebeğin uyuyor mu? Altını mı değiştirdin? Hangi yemeği yediriyorsun?” gibi sorular sorarak onu konuşturabilirsiniz.

■ Bilmediği isimleri öğretin. Diyelim ki oyuncaklarının adlarını bilmiyor. Oyuncağın ismini söyleyin. Onu ver, dediğinde “Ayını mı istiyorsun?” diye sorun.

■ Kızınız bebekliği çoktan geride bıraktı. Onunla agucuk yaparak konuşmayın. Onun küçük bir hanımefendi olduğunu düşünerek, dilbilgisi kurallarına uyarak doğru bir telaffuzla konuşmaya özen gösterin.

■ Kızınız istediği şeyi söylemiyor, sadece işaret ederek gösteriyorsa anlamazlıktan gelin ve o şeyin ismini söylemesini isteyin.

■ Dışarı çıktığınızda çevrenizdeki, objelerin isimlerini söyleyerek gösterin.

■ Manavla, kasiyerle, kasapla; kısacası alışveriş yaptığınız her yerde görevlilerle sohbet etmesine müsaade edin. Bazı şeyleri almasına izin verin ve oradakilerle konuşmasını sağlayın.

■ Toplum içinde konuşması için teşvik edin. Misafir geldiğinde “hoş geldin” demeyi, “güle güle” diyerek yolcu etmeyi öğretin. Hâl hatır sorarak diğer insanlarla diyalog kursun.

■ Kızınıza, kitap okuyun, hikâyeler anlatın; böylece yeni kelimeler öğrenecektir.

■ Sesli kitaplar alın.

■ Birlikte şarkı söyleyin, kelime oyunları oynayın.

■ Sakın yaptığı hatalara gülmeyin. Kitaba, “kipat” dediğinde üzerinde durmayın ve geçin, nasıl olsa sizden doğruyu öğrenecektir. Konuşurken cesaretinin kırılmasına izin vermeyin.

■ Düzenli olarak onu dinleyin ve konuşun.

■ Oyun oynarken farklı rollere bürünün. Bir restoranda, garson-müşteri; bir markette, kasiyer-müşteri arasındaki konuşmaları canlandırın.

Yabancı dil öğrenmenin tam zamanı

İspanyol kökenli bir ailede doğan bir kız çocuk 6 yaşma kadar Fransa’da ikamet ediyor ve Fransızca konuşuyor. İş değişikliği sebebiyle aile İspanya’ya taşmıyor. Fakat taşmana

dek çocuk İspanyolca bilmiyor. Altı ay içinde İspanyolcayı öğreniyor ve bu süre zarfında Fransızca konuşmadığı için bu dili tek bir kelime bile hatırlamayacak şekilde unutuyor.

Buradaki süre dikkatinizi çekmiştir. Biz yetişkinler, en iyi dil kursuna da gitsek 6 ay içinde başka bir dili, ana dilimiz gibi konuşamayız; bu imkânsızdır. Ama 4-6 yaş döneminde beynin kapasitesi bunu yapmaya müsaittir.

O dönemde ikinci bir dili öğrenmek çok kolaydır. Beyin yeniliklere, farklılıklara ve değişikliklere açıktır. 7 yaşındaki bir çocukta bile aynı uygulama bu şekilde tesir etmez. Çünkü artık beyin gelişimini tamamlamıştır.

4-6 yaş döneminde, çocuk, ikinci bir dil öğrenmeye başladığında, beyinde başka bir dil merkezi oluşur. Yeni dilin özellikleri, gramer yapısı, kelime haznesi orada biriktirilir.

Bu evrede çocuklar ikinci bir dil öğrenmezlerse beyinde yeni bir dil merkezi açılmaz. Mevcut olan dil merkezi kullanılır. Bir dili kullanırken başka bir dili öğrenmekte zorluk çekmemizin altında yatan sebep bu.

Okul öncesi eğitim sürecinde çift dil öğrenimine sahip olan kişiler, hayatlarının sonraki dönemlerinde başka bir dili öğrenirlerken hiç zorluk çekmiyorlar; beyin hemen o dil için yeni bir yer açıyor.

Günümüzde tek dil yeterli gelmiyor. İkinci; hatta üçüncü yabancı dil aranıyor. Bu yüzden de okul öncesi eğitim döneminde, kendimiz öğretemiyorsak bile yabancı dil eğitimi veren kurumlara, kreşlere göndererek beyinde ikinci bir dil merkezinin açılmasını sağlamalıyız.

Kızınızın ileride az zaman ve emek harcayarak yabancı bir dil öğrenmesine bu şekilde yardımcı olabilirsiniz.

Kitap seçerken

Bu evrede kız çocukları, küçük nesnelere ve ayrıntılara yeterince odaklanmazlar. Bu yüzden de el ve göz koordinasyonu birbirine uyumlu değildir. Kızınıza kitap seçerken resimleri ve yazıları büyük olanları almayı tercih edin.

Hikâye anlatın

Çocukların zihinsel yapılarının oluşmasında masalların ve hikâyelerin çok önemli bir rolü vardır. Onlara bizzat yaşadığınız, başkalarında gözlemlediğiniz olayları, masallaştı-rarak anlatın. Hatta bazen kendiniz bile uydurabilirsiniz. Kıssaları, hadisleri hikâyeleştirerek verin.

Kız çocukları hikâyeleri tekrar tekrar dinlemekten büyük zevk alırlar. Özellikle de eğlenceli ve abartılı hikâyeler onlara göredir. Hem zevkli dakikalar geçirirler hem de birçok şey öğrenirler.

Okul öncesi eğitimin zihin gelişimine etkisi

Zihinsel gelişim sürecinde okul öncesi eğitimin önemli bir yeri vardır. Bu evrede kızınızın beyni son derece esnektir; yani zihinsel alt yapısını daha güçlü bir hale getirebilirsiniz. Böylece bir yetişkin olduğunda beynini daha iyi kullanabilir.

Bu yüzden 4-6 yaş evresi kesinlikle boş geçirilmemelidir. Yapılan araştırmalarda, okul öncesi eğitim almış kişilerin zekâ seviyelerinin daha yüksek olduğu ortaya çıkmıştır.

Hatta okul öncesi eğitim alan çocukların gelişimlerinin, almayanlara göre bir sene daha ileride olduğu tespit edilmiştir. Yani zihinsel alt yapıları yaşıtlarına oranla bir sene öndedir. Bunun basit bir örneği, okuma yazmayı daha hızlı öğrenmeleridir.

Yapılan bütün araştırmalarda varılan sonuç aynıdır. Okul öncesi eğitim alan çocuklar, almayanlara oranla hayat boyu daha başarılı olmuşlardır. Bu çocuklar 12 yaşma geldiklerinde IQ değerleri diğerlerine göre 5 puan daha yüksektir. 15 yaşma geldiklerinde ise yetenek sınavlarında yüzde 90 o-

ranında başarılı olurlar. % 65’i liseyi zorluk çekmeden tamamlar. % 45’i ise üniversiteyi sorunsuz kazanır ve tamamlar. Yetişkin olduklarında da daha sosyaldirler. (Okul Öncesi Eğitimi Geliştirme Derneği)

Madem okul öncesi eğitim, çocukların zihin gelişimini bu kadar çok etkiliyor, ebeveynler bu süreci kesinlikle göz ardı etmemeliler.

Anne babalara, 4 yaş, eğitime başlamak için erken gibi gelebilir. Özellikle sabahleyin kızlarının uykusunu bölmek, onları erken saatte kaldırmak, kışın okula göndermek gereksiz bir sorumluluk yüklemek gibi görünebilir. Ama çocuk bütün bu mesuliyetleri kaldırabilir. Bu eğitimi almaya başladığı andan itibaren kızınızdaki değişimleri fark edecek ve doğru bir karar aldığınızı anlayacaksınız. Zihin gelişiminin birden inkişaf ettiğini göreceksiniz.

Cümle kuruş biçimi, tavırları, olaylar karşısındaki tepkileri değişecek. Çünkü akranlarıyla birlikte aynı ortamda oyun oynayacak, şarkı söyleyecek ve aynı zamanda eğitim görecek…

4-6 yaş eğitim süreci çocukların hayatında daha fazla etkili oluyor. İlkokulda çocukların bedensel, manevî ve kişilik gelişimi bir kenara bırakılıyor; sadece ders çalışma performansları ön plana çıkıyor. Yani yalnız dil ve sayısal yetenekleri geliştirilmeye çalışılıyor. Diğer gelişimler ise ikinci planda kalıyor.

Anaokulu sorumluluğunuzu hafifletmez

Eğer kızınızın okul öncesi eğitim almasını sağlıyorsanız nasıl olsa öğretmenleriyle her şeyi öğreniyor diye sorumluluğunuzun azaldığını sanmayın. Her yer, her ortam kızınız için bir öğrenme alanıdır.

Onun kavramları öğrenmesini ve düşünme becerisini ge- • Eştirecek olan yine sizsiniz.

Sayıları, renkleri, zıtlıkları (küçük-büyük, sert-yumuşak) öğretebilir, mutfağınızı, marketi, hastaneyi, otobüsü; kısacası her yeri bir eğitim alanına çevirebilirsiniz.

O, bu evrede yeterince meraklıdır zaten. Size, sadece o merakı yönlendirmek kalıyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir