Çocuğun Tuvalet Eğitimi

Tarafından   18 Nisan 2014

wcÇocuklar tuvalet eğitimi kazanıp kontrolü ele alana kadar geceleri altlarını ıslatırlar. Genellikle gece kontrolü, gündüz kontrolünden daha sonra gerçekleşir. Ancak kimi çocuklar idrar ve dışkı kontrolünü kazandıktan sonra da geceleri altlarını ıslatmaya devam eder…

Çocuk için büyük utanç, anne baba için de bir endişe kaynağı olan bu durum kaç yaşına kadar sürerse ortada ciddi bir sorun var demektir?

Her şeyden önce, gece altlarını ıslatan çocukların sorunlarının psikolojik mi yoksa fizyolojik mi olduğuna karar verilmesi gerektiğini belirten çocuk doktoru Ayşe Kuterdem, çocuklarda görülen gece işemelerinin olası organik nedenleri hakkında şunları söylüyor:

“Her insanın idrar kontrolünü sağlayan bir refleks arkı (çemberi) vardır. Bazı insanlarda bu refleks arkı geç gelişebilir. Geç gelişmenin başlıca sebeplerinden biri, kalıtım faktörüdür. Anne babasında ve onların ailesinde benzer sorunların bulunması çocukta da böyle bir sorunun ortaya çıkma olasılığını artırıyor. Araştırmalara göre, anne baba ya da akrabalar (dayı, hala, amca) çocukluklarında altlarını ıslatmış iseler bu çocukların altını ıslatma riski ailesinde ya da akrabalarında altını ıslatanların bulunmadığı çocuklara göre 5-6 kat daha fazla . Bel kemiklerinde görülen bir açıklık da çocukların idrarlarını geç kontrol etmelerine sebep olmakta.”

Ayşe Kuterdem yalnızca gece altını ıslatan çocuklarda bu durumun büyük ölçüde organik sebebe bağlı olmayabileceğini belirtiyor. “Ama eğer çocuk hem gündüz hem de gece altını ıslatıyorsa, organik nedenlerin büyük rol oynadığını düşünebiliriz. Bu nedenler arasında idrar yolu iltihabını, kızlarda kıl kurdu enfeksiyonunu, mesane kapasitesinin küçüklüğünden dolayı mesanenin tam dolmadan kasılmasını sayabiliriz. Ayrıca vücudumuz geceleri normalde antidiüretik denilen bir hormon salgılayarak gece idrar yapma gereksinimini azaltır. Ne var ki bazı erişkin ve çocuklarda bu hormonun azlığından dolayısıyla idrar hacminin azalmaması gibi bir durum da söz konusu olabilmekte.”

Tam olarak kanıtlanmamasına karşın, oldukça geçerli görülen bir diğer sebep de çocuğun uykusunun çok derin olması. Gece ya da gündüz, uyku sırasında bilinç ortadan kalktığı için, özellikle derin uykusu olan çocukların idrarlarını kontrol etmede güçlük çektiklerini belirten Kuterdem, pek çok anne babanın, çocuklarının ıslaklığı farketmediğinden, hatta kendileri uyandırmaya çalıştırdıkları halde uzun süre uyanmadığından şikayetçi olduğunu vurguluyor.

Anne Babaların Hatalı Tutumları

Sorunun fizyolojik olduğunun anlaşılması üzerine, örneğin idrar yolu iltihabı ise bu hastalığa yönelik tedaviyle ya da eğer antidiüretik hormon azlığı söz konusu ise dışarıdan bu hormonun verilmesi ile sorun aşılabiliyor. Ancak yapılan tetkikler sorunun psikolojik kökenli olduğunu gösteriyor ise bir çocuk psikiyatristi ya da psikologundan yardım almıyor.

İşin içine psikolojik boyut girince gözler ister istemez anne babalara çevriliyor. Ayşe Kuterdem gece işemelerinin bazen anne babanın yanlış tutumlarından da kaynaklanabileceğini belirtiyor. “Kimi annelerin çocuklarının tuvalet eğitimlerini erken ve hızlı ka-

zanmasını bir artı değer, bir övünç kaynağı olarak görmeleri ve çocuğun bu beceriyi kazanması için çoğu zaman baskıcı bir tutum sergilemeleri sorunlara yol açıyor” diyor Ayşe Kuterdem. Alt ıslatmanın kullanılan bez dolayısıyla ekonomik yönden masraflı olması da anne babaların çocuğu bir an önce tuvalet eğitimi kazanmaya zorlamalarına yol açıyor. Kuterdem, anne babalara tuvalet eğitimini çocuğun ruhsal gelişimine bakarak planlamayı ve eğitimin dozunu çocuğun durumuna göre ayarlamayı öneriyor. “Çocuğa zorlamayla bu eğitimi kazandırmak, gelişim sürecinde ek sorunlar çıkmasına yol açacaktır.”

Sorun Bütünüyle Psikolojik İse…

Sami Ulus Çocuk Hastanesi çocuk psikiyatristlerinden Doç. Dr. Belma Ağaoğlu, ‘ikincil enuresis’ adı verilen biraz farklı bir sorundan söz ediyor. Bu durumdaki çocuklar, tuvalet eğitimi kazandıktan ve bir yıl ya da daha fazla süreyle geceleri sorunsuz geçirdikten sonra yeniden altlarını ıslatmaya başlıyor. Belma Ağaoğlu bu duruma yol açan başlıca nedenleri şöyle sıralıyor:

“En çok gördüğümüz nedenler arasında kardeş doğumu geliyor. Aileye yeni katılan bireyin anne babadan, çevreden çok ilgi görmesi ile birlikte çocukta tepki olarak kazandığı birtakım özellikler de geri gidebiliyor. Örneğin altını ıslatıyor, parmak emiyor, ağlıyor, hırçınlaşabiliyor. Ya da hastalık, anne babanın ölümü, boşanma, okula başlama; okul, öğretmen, arkadaş değişikliği , anne-baba arasındaki tartışmalar, ruhsal sorunlar gibi nedenlerle de ortaya çıkabiliyor gece işemeleri.”

Nasıl Bir Tedavi

Gece altını ıslatma kaç yaşma kadar sürerse sorun var demektir? Genel olarak kabul edilen sınır beş – altı yaş. Bu yaşlardan son-

ra ve haftada iki, üç kez ya da ayda birkaç kez görülüyorsa, sorun olarak kabul edilip tedavisine başlanıyor.

Belma Ağaoğlu, bu soruna sahip çocuklarda nasıl bir tedavi uygulandığını da şöyle anlatıyor: “İki boyutlu bir tedavi uyguluyoruz: Davranışçı terapi ve ilaç tedavisi. Davranışçı terapide öncelikle aileyi ve çocuğu bilgilendiriyoruz. Bu durumun çocuğun isteyerek yaptığı bir şey olmadığını, çok ciddi bir rahatsızlık sayılamayacağını belirtiyoruz. Daha sonra çocuğa takvim tutmasını öneriyoruz. Çocuğun yaşı ve isteği gözönünde bulundurularak ya şemsiye ve güneş resmini işaretlemesini ya da eğer çocuk resim yapmayı sevmiyorsa, yazarak altını ıslattığı ve ıslatmadığı günleri yazmasını istiyoruz. Bu takvimi özellikle çocuğun tutmasını istiyoruz çünkü her ne kadar altını ıslatma çocuğun elinde olan bir durum değil ise de çocuğun durumunun biraz daha farkında olmasını sağlamayı amaçlıyoruz. Bir haftalık bir süreçten sonra eğer çocuk bir hafta kuru kalırsa çocuğa ödül veriyoruz. Elbette bu ödül ailenin gerçekleştirebileceği bir ödül olmalı; örneğin küçük bir oyuncak ya da bir masal kitabı gibi. Burada ödülün amacı çocuğun olumlu davranışlarını pekiştirmek. Ne var ki bazen aileler ödülü yanlış kullanarak sorunu daha da içinden çıkılmaz boyutlara getirebiliyorlar; örneğin çocukla pazarlık yapıp ‘eğer bu akşam altını ıslatmazsan sana şunu şunu alacağım’ diyen ve başarılı olamayan aileler görüyoruz.

Ayrıca çocuk yatmadan en az üç saat önce, sulu yiyecek ve içeceklerin kısıtlanması gerektiğini, gündüz ise istediği yiyeceği ve içeceği tüketebileceğini anlatıyoruz ailelere. Örneğin anne çocuğa çorba içirmek istiyorsa bunu öğlen yapmalı, akşam daha ziyade kuru yemekler ve meyvalar vermelidir.”

Takvim yönteminden başka bir diğer yöntem de mesane egzersizleri. Çocuğa mesanesi dolduğunda birden değil de aralıklarla idrarını yapması söyleniyor. Ancak bu yöntemler küçük çocuklarda uygulanamıyor.

Diğer bir davranışçı yöntem ise zil yöntemi. Ülkemizde yeni ye-ni uygulanmaya başlanan bu yöntemde, çocuğun çamaşırına küçük bir elektrot bağlanıyor. Çocuk uykuda altını ıslattığı zaman zil çalıyor ve çocuğun üstü değiştiriliyor. Bu durum şartlı refleks sağlıyor ve çocuk önce zil sesi ile uyanmaya daha sonraları ise zil sesini duymadan, mesanenin dolmasına şartlanarak mesane dolduğu zaman uyanmaya başlıyor. Belma Ağaoğlu bu yöntemin bazı ailelerin zil sesinden rahatsız olmasından başka sakıncası olmadığını belirtiyor.

Davranışı değiştirmeye yönelik tedaviden bir ay boyunca sonuç alınmaması durumunda ilaç tedavisine başlanıyor. Belma Ağaoğlu ilaç tedavisinde kullanılan ilaçların çok büyük ölçüde etkili olduğunu ve ciddi yan etkilerinin bulunmadığını belirtiyor.

Araştırmalar gece işemelerinin aşağı yukarı yüzde 99’unun hiç tedavi edilmeseler bile, ergenlik bitiminde sona erdiğini göstermiş. Bu, anne babaların çocuklarının sorunlarını abartmamaları için ferahlatıcı bir neden. Ancak, altını ıslatan çocuğa karşı baskıcı davranarak kızmanın, cezalandırmanın doğru olmaması gibi, bu durumu hiç önemsememek ve nasıl olsa geçer, düzelir düşüncesiyle oluruna bırakmak da doğru değil. Belma Ağaoğlu, bu yaklaşımın da çocukta benlik saygısının azalması, yetersizlik, güvensizlik, değersizlik duygusu gibi rahatsızlıklar yaratabileceğini, bu yüzden beş yaşından sonra görülen gece işemelerinin tedavi edilmesi gerektiğini hatırlatıyor.

“Benim de Altımı Bağla…”

Kardeşe gösterilen tepki gece işemelerine yol açan etkenlerin başında geliyor. Doç. Dr. Belma Ağaoğlu tedavisini gerçekleştirdiği 5 yaşında bir kız çocuğunun durumunu şöyle özetliyor:

“Beş yaşındaki bu kız çocuğu ailenin tek çocuğu idi; ta ki eve yeni bir birey, bir kardeş gelinceye kadar. Tek çocuk olarak anne babası tarafından fazlasıyla korunup kollanmış, her istediği yapılmış. Tek çocuk olması sebebiyle tuvalet eğitimini de geç kazanmış. Tuvalet alışkanlığını edindikten sonra bir yıl süre ile sabah yarı kuru kalkıyormuş. Ancak kardeşi dünyaya geldikten sonra tekrar altına kaçırmaya başlamış. Annesi ona neden altına kaçırdığını sorduğunda ise minik kızın yanıtı çok ilginç olmuş. “Sen onun altını temizliyorsun, benimkini de temizle; onun altını bağlıyorsun, benimkini de bağla”…

Çocuğun böyle bir yanıt vermesi aslında çok normal; çünkü çocuk için eve yeni bir birey katılımı ruhsal bir travma oluşturuyor. Eve gelen bu yeni birey sürekli bakıma ihtiyaç duyuyor, çevrenin ilgisini çekiyor. Büyük çocuk ister istemez ikinci plana atılıyor ve doğal olarak çocuk bu çok sevilen bireye karşı kıskançlık duyabiliyor. Dolayısıyla ilgi alabilmek için kazanmış olduğu becerilerde ve özelliklerde gerileyebiliyor. Bu dönemde, altını ıslatmanın dışında parmak emme, hırçınlaşma, bebek gibi konuşma da görülebiliyor. Bütün bunlar kardeş doğumuyla çocuğun yaşadığı ruhsal travmanın göstergesidir. Uygun bir yaklaşımla ve gerektiğinde uzman yardımıyla üstesinden gelinebilir.”

İlaçlar Kısırlığa Yol Açmaz

Başkent Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyelerinden Dr. Birgül Varan, çocukların gece altlarını ıslatmaları ve kullanılan ilaçların yan etkilerine dair boş inançlarla ilgili olarak şunları söylüyor:

“Gece idrar kaçırma tarih boyunca dünyanın her yerinde, hem ilkel hem uygar toplumlarda çocuk ve genç erişkinler için önemli bir problem olmuştur. Oldukça sık karşılaşılan bu durum utanç ve

mutsuzluk kaynağı olup sosyal uyumsuzluklar doğurmaktadır. Binlerce yıldan beri bir bilmece olarak kalmış, sayısız teorilerle açıklanmaya çalışılmıştır.

Gece altını ıslatma beş yaşındaki çocukların %15 – 20 sinde , 10 yaşındakilerin %5 inde ve 15 yaşmdakilerin %1 inde görülebilir. İyi huylu bir durum olması ve %15 oranında kendiliğinden düzelme göstermesi tedavi edip etmeme konusunda fayda – zarar dengesini iyi düşünmeyi gerektirir. Ancak, tedavi etmeme yaklaşımı altını ıslatan çocuğun dört-beş yaşından sonra yaşayacağı stresi göz ardı etmektedir. Çoğu uzmanlar kızlarda beş, erkeklerde altı yaşından sonra konuya eğilinmesi gerektiği görüşündedirler.

Beş – altı yaşından sonra idrar kaçıran bir çocukta anne babaların dikkat edeceği en önemli nokta gündüz idrarla ilgili bir yakınmasının olup olmadığıdır.Örneğin sık işeme isteği, idrar yaparken yanma hissi, tuvalete zor yetişme, damlatma. Gündüz yakınmaları varsa daha geniş araştırma yapılarak anotomik veya fonksiyonel bir bozukluk olup olmadığına bakılır. İşeme kontrolü başladıktan uzun süre sonra kaçırma tekrar başlamışsa, psikolojik faktörlerin rol oynama olasılığı yüksektir.

Tedavide ailenin yaklaşımı çok önemlidir. Çocuğa aktif rol verilmesi, çocuğun sorumluluğu alması ve tedavi programına aktif olarak katılması sağlanmalıdır. İdrar kaçırmanın nedenlerini bilmek ve çocuklarda sık görüldüğünü, düzelme şansının fazla olduğunu, bir hastalık olmadığını anlamak çocuk ve ailesi için rahatlatıcı olur ve suçluluk duygusunu ortadan kaldırabilir. Kuru geceleri en azından güzel sözlerle ödüllendirmek gerekir. En önemlisi ıslak geceler için cezalandırmayı terk etmektir. Islak gecelerin sonunda anneden az bir yardım alarak çocuğun yatağını kendisinin düzenlemesi yararlı olur.

Altını bağlama dört yaşında bırakılmalıdır; çünkü motivasyonu engellemektedir. Uyumadan iki-üç saat önce sıvı aliminin durdurulması ve yatmadan önce idrar yapmasının hatırlatılması kuru kalkmayı sağlayabilir, bu da motivasyonu kolaylaştırır. İlgili, anlayışlı bir hekimin çocuğu ara sıra görmesi motivasyonu canlı tutar.

Tedavide en sık başvurulan yöntem ilaç tedavisidir. Doktor kontrolünde, önerilen dozda kullanıldığında bu ilaçların fazla yan etkisi yoktur. Halk arasında kısırlığa neden oldukları konusunda inanış tamamen yanlıştır. İlaç tedavisi motivasyon ile birlikte kullanıldığında başarı şansı artar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir